Şimdiki çocuklar pek bilmez ama biz küçükken sevdiğimiz bir ev yapımı oyuncağımızdı tüftüf. Kâğıtlardan ince külah şeklinde sivri uçlu fişekler yapar, kesilmiş plastik elektrik borularına yerleştirir, nefes gücümüzle tüf diye üfler ve hedefi vurmaya çalışırdık. Fişek yapımı için ebat ve kâğıt kalitesi itibariyle en uygun malzeme saatli maarif takvimi yaprakları olduğundan, rahmetli büyükbabamın takviminden vaktinden evvel sayfa koparma alışkanlığım tamamen söz konusu malzeme ihtiyacımdan kaynaklanırdı.
Sonuç odaklı bir tüftüf oyuncusu, külah biçimli fişeği sarmanın özen istediğini bilirdi; bu sebeple sarma işleminden sonra külahın açık kısmını borunun çapına denk gelecek biçimde yırtar ve sürece hazır hale getirirdi. Borunun çapından daha büyük bir külah kullanılırsa, “şişti” diye tanımladığımız durum gerçekleşirdi ki gerek çıkan ses gerekse sonuca ulaşamamak itibariyle bu durum madara olduğumuzun göstergesiydi.
Mahallede bir miktar acımasız tüftüf savaşçısı da yok değildi. Ben hiç bir zaman onlardan olmadım. En fazla külahın ucunu kendi imkânlarımla sivriltmişimdir; ama tüftüfe iğne takan kötü kalpli çocukları hep kınadım. O ÇOCUKLAR, ÇOCUKLUKTA KALACAK SANDIM. YETİŞKİNLİĞE İĞNE UÇLU TÜFTÜFLERİYLE GEÇECEKLERİNİ BİLEMEDİM.
Toplum tüftüfleri hayatınızın her evresinde, karşınıza türlü kimliklerde çıkabilirler. Nefesleri kuvvetli, külahları sivridir. İsabet konusunda uzman olduklarından düşlediklerinize, düşündüklerinize, inandıklarınıza, tüf diye nişan alır, sizi bu yaşamda yükselten o rengârenk balonlarınızı söndürür ve sizi, size en uygun toplumsal diliğe yerleştirirler.
Toplum tüftüfleri hayatın gerçekleri cehenneminin zebanileridir. Sizin için en doğruyu onlar bilirler. Ne yemeniz gerektiğini, nasıl yaşamanız gerektiğini, hangi işi yapmanız gerektiğini, ne zaman