panter, sen hatıralarımın parçalarından oluşmuş bir hayal misin? yoksa yaşayan nefes alan, hareket eden ve benimle konuşan bir travma mı?
her ne olursan ol, artık sensiz bir ben hayal edemiyorum. kimsenin beni arayıp sormadığı zifiri karanlıkta bile sen hep yanımdaydın.
yine de seni dünyaya gösteremiyorum. ve apaçık var olan seni inkar etmeye devam ettikçe içimden bir parça koparılıyormuş gibi hissediyorum. bu, gerçekten korkutucu ve hüzünlü bir şey.
insanlarla birlikte olduğum anlarda bile panter’in çizdiği görünmez sınırların içinde hapsolmuş gibiydim. panter adında bir duvar örüp duygularımı açıkça ifade etmeden yaşamaya öylesine alışmıştım ki… su samuru ile geçirdiğim vakitler benim için özeldi. daha iyi bir insan olma arzumla kendimi olduğu gibi göstermek arasında hep araftaydım.
onlar, çocukluğumdaki o kırılgan ve beceriksiz halime değil, büyümüş ve olgunlaşmış bir birey olan bana, bir yetişkin olarak yaklaştılar. bu tür şeylere alıştıkça kendimi bir panter’i peşinden sürükleyen korkunç bir canavar olarak görmüyordum.