Kim bilir belki de benim aşk dediğim duygularıma kanmaktan, kafamdaki hayallerden ibaretti… Belki de onu değil, başkasını sevmeliyim, bana şefkat gösterecek bir başkasını, belki…
Söylesenize, neden hiçbirimiz birbirimize karşı kardeşçe davranmıyoruz? Neden en iyi insanlar bile sanki hep başkalarından bir şeyler gizler, hep susar? Sözlerinin yel olup gitmeyeceğine emin olduğun zamanlarda bile neden yüreğinden geçenleri dosdoğru söylemezsin? Herkes olduğundan daha ketum görünüyor, sanki hemen dile getirirlerse duygularının zedeleneceğinden korkuyorlar…
O an aldatılmaya Nastyenka’dan daha müsait bir insan olamazdı; aslında herkes böyle anlarda, en ufak bir teselliyi memnuniyetle dinlemeye, zerre kadar bir mazeretle mutlu olmaya hazırdır.
O yorulmak bilmez hayalgücünün de bir gün yorulacağını, sürekli gerilim içinde olmaktan bitap düşeceğini hissedersin, çünkü büyümekte ve eski ideallerini geride bırakmaktasındır; o idealler de parçalanıp toza toprağa karışır; eğer başka bir yaşamın yoksa yenisini yine bu parçalardan inşa etmek gerekir.