Hiçbir güçlükle karşı karşıya bırakılmayan,tuhaf huylarına gülümsenip geçilen,sözü edilmeye değer bir engele çarpmaksızın,canları istediği gibi davranabilen çocuklar şımartılmış çocuklar arasında yer alır.
"Coğrafya kaderdir"dir der İbn-i Haldun.Kadınlar ve çocuklar hala bu ülkenin yarasıdır,kırılmış bir ağaç dalı gibidir. Ağladım da
bir şey değişmedi der...
Kumalığının getirdiği bir ölüm ve cehennemin elbisesidir ve her iki kadın da giyer onu.Artık bir ruhları var sayılmaz. Tüm çaresizliğiyle ellerinin arasına kafasını alır şunu der susar:
Kadının elinden ne gelir ki?
Peki diğer tarafa sorarsan?
Kader,kısmet böyle emredilmiş,benim babamda dört eşli ,iki kadın birden iyidir biri ölse biri kalır,iyi anlaşıyorlar,canım çekti,sevdim...sevdim ne ağır bir kelime.Öyleyse insan sevdiğine böyle mi bakar?
Belki de hala birileri ölüyorlardır;keyiften ,açgözlülükten,cahillikten...
#Belgesel-ölüm elbisesi
youtu.be/zcq5uSMnGJw
#Sezen aksu/ünzile
youtu.be/DmvfQOJtiOE
Kimse beni sevmiyor! Ninem bile!
Kör olduğum için herkes benden kaçıyor. Eğer görebilseydim, diğer çocuklarla birlikte köy okuluna devam edebilirdim ama ta dünyanın öbür ucundaki körler okuluna gitmek zorundayım. Öğretmenimiz, Allah’ın bizleri diğer kullarından daha çok sevdiğini söylüyor ama ben diyorum ki, madem öyle, bizi kör yaratmazdı ki böylece O’nu görebilelim. Öğretmenimiz dedi ki, ‘Allah görünmezdir. O, her yerdedir. O’nu hissedebilirsin. O’nu parmak uçlarını kullanarak görebilirsin.’ Allah’ı bulana kadar ellerimle her yere dokunacağım ve bulduğumda da, kalbimin bütün sırları dâhil, her şeyi anlatacağım.”
youtu.be/VtHCnHVuVz4youtu.be/FjM3OWV_ewQ
(Nerden ,nasıl denk geldi bu film?
Derinden etkiledi...)
İnsanı tanıma konusunda daha çok bilgi edinebilsek ,birarada yaşamanın bazı köstekleyici biçimleri silinip giderdi ortadan; çünkü bunlar günümüzde varlığını sürdürüyorsa tek nedeni birbirimizi tanıyamamamız dolayısıyla dış görünüşe aldanıp iki yüzlü ve sinsi oyunlarına gelmemizdir.