Anne ve babalar, çocuklarını acılarını taşımaktan, çocuklar ise onların travmalarını ortaya çıkarmak ve onları bu travmaları yeniden ysşamak zorunda kalmaktan korumaya çalışırlar.
Hayat devam eder ve biz ayrılıklarımızı ve kayıplarımızı tekrar tekrar ziyaret ederiz. Onların yaslarını her seferindde farklı bir yerden tekrar tekrar tutarız.
Onları düşünürüz, yeni katmanlar keşfederiz, farklı açılardan kaybı yeniden işleriz.
Freud burada, yokluğunun boşluğunu yavaş yavaş doldurmak bile, sevilen kişinin her zaman mevcut olduğunu vurgular. Bir parçamız yoluna devam ederken, daha gizli bir başka parçamız, bu sevgiye bağlı ve sadık "başka bir şey" olarak kalır.
Yas sırasında kişi dünyanın zavallı ve boş olduğunu hissederken melankolide kişinin kendisini zavallı ve boş hissettiğini açıkladı.* Kişi, dış dünyaya olan ilgisini kaybeder, sevme kapasitesini kaybeder ve özgüveni azalır. Bu melankoli Freud'a göre insanın kaybettiği kişiden duygusal yatırımını kesmek ve geri çekmek yerine, ölüyle özdeşleşme yoluyla o kişiyi içinde koruduğu ve canlı tuttuğu bilinçdışı bir süreçtir. Eğer bu kayıp kişi ben olursa, ben de o kayıp kişi olursam, o zaman kayıp olmaz. Kaybedilen kişiyi insanın içinde kafeste tutması kaybı inkar eder ama aynı zamanda da melankolik kişiyi sonsuza dek kaybedilene tutsak eder.