Bütün hayatının hızara tutulmuş bir ağaç gibi küçücük kıymıklara dönüşeceğini biliyordu ama hayatındaki çok değerli bir şeyi kaybeden insanların, geri kalan her şeyi de kaybetmek isteyen o hastalıklı güdüsü onu zorluyordu, en dibe, daha aşağıya düşemeyeceği yere kadar inmek için garip bir istek, önüne geçilmez bir arzu duyuyordu.
Yaklaşan bir bitişin, görülmeyen, duyulmayan, dokunulmayan ama hissedilen ağır havası sanki aralarına yerleşiyor, bu sevgi onun hem canını yakıyor hem de garip bir biçimde onu uyuşturuyor, hayatın canlılığını hissetmesine engel oluyordu.