“Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak, onunla ölçülebileceğine kaniim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir... ”
“Ben, başkaları gibi bu küçük memuriyeti azımsamryorum. Bilâkis, onu kendim için çok fazla yüksek buluyorum. Bu küçük masa, bütün bir milletin saadeti için çalışan büyük makinenin bir parçası; benim onun başında göreceğim iş, ne kadar ehemmiyetsiz olursa olsun, eserin bütününe tesir edecek. ”
“İstanbul öyle bir hale gelmiş ki, sokakta kaldırımların üstünde yatıp ölsen: "Acep insan açlığından nasıl ölürmüş, hele bir seyredelim!" diye etrafına bir yığın ahali birikecek... ”