Serenad, sadece bir aşk hikâyesi değil; tarih, insanlık ve vicdan üzerine düşündüren güçlü bir roman. Yazar geçmişte yaşanan acıları bir kadının gözünden anlatırken okuyucuyu hem duygusal hem de tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Özellikle karakterlerin yaşadığı çaresizlik ve fedakârlık beni etkiledi. Akıcı dili sayesinde sayfalar hızla ilerlerken, kitap bittikten sonra uzun süre etkisinden çıkamadım. Tarihi olaylarla kurgunun başarılı şekilde harmanlanması romanın en güçlü yönlerinden biri. Hem duygusal hem düşündürücü eserler sevenlere tavsiye ederim.
Adil olanın peşinden gidilmesi doğrudur, en güçlünün peşinden gidilmesi ise kaçınılmazdır. Gücü olmayan adalet acizdir; adaleti olmayan güc ise zalim. Gücü olmayan adalete mutlaka bir karşı çıkan olur, çünkü kötü insanlar her zaman vardır. Adaleti olmayan güç ise töhmet altında kalır. Demek ki adalet ile gücü bir araya getirmek gerek; bunu yapabilmek için de adil olanın güçlü, güçlü olanın ise adil olması gerekir. Adalet tartışmaya açıktır. Güç ise ilk bakışta tartışılmaz bi-cimde anlasılr. Bu nedenle gücü adalete veremedik, çünkü güç, adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti. Haklı olamı güçlü kılamadıgımız için de güçlü olanı haklı kıldık.