daşdibek

Her gün yanımızdakilerle anlamazlıklar ve geçinemezlikler var. Yanımızdaki ve bizim sadakatine muhtaç olduğumuz vücuda ve ruha ihanet etmek ihtiyacı var. Bizi muttasıl içinde bulunduğumuz bir başka muhitin davetiyle mestederek saadeti başka bir yerde gösteren cazibe var. Başımızda bizi elimizdeki saadetle tatmin olmaktan men eden hayal kuvveti var. Daima uzakta ve hulyamızda süslenmiş ve büyümüş başka bir vücuda, başka bir ruha kavuşmak ihtiyacı var. Hulasa rahatsız olmak için bütün sebepler varken bir de, birkaç senede bir mutlaka gelip bir sevdiğimizi daha yanımızdan alan ölüm mevcut oldukça hayata mukavemet edilebilmek için ne çok şefkate muhtacız.
Sayfa 70 - Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Mart 2006 / Bir Akşam Hatırası·Kitabı okudu
Reklam
Şair, hikayeci, romancı, muharrir, hemen hepsi de denilebilir ki, hayatlarında korkunç bir tabiatın mahkumudurlar. Bütün ömürlerince eski bağlarından ayrılarak hem serbest olmak, hem tam bir rahat bulmak isterler ve bunları bir türlü bulamazlar. Kendileri herhangi bir muhit ve zaman içinde " Sana bir başka zemin, başka zaman lazımdı," derler. Haşim de, bu hazin tabiatını bilir ve şiirden teselli duyuracak olan gururunu da aynı zamanda şiddetle hissederdi. Kendisinin en çok tekrar ettiği beyit, eski şairlerimizin sonuncusu olan büyük şair Yenişehirli Avni Beyin bir beytidir ki, o bunu kendi kendine mahsus şivesiyle homurdanarak tekrar etmesini pek severdi: Kadr ü şeref-i şairi şair bilir ancak Ruh-ül Kudüs' ün sırrı Serâfile ayandır.
Sayfa 55 - Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Mart 2006 / Şairin Şikayetleri·Kitabı okudu
Haşim istiridyenin incisini imal etmesi gibi, ruhunun belki de vücudunun hastalığından şiir denilen radyonu imal etmesini en iyi bilenlerden biri idi.
Sayfa 55 - Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Mart 2006 / Şairin Şikayetleri·Kitabı okudu
Ahmet Haşim o zamanki küçük muharrir şöhretinin kendisini açlıktan kurtarmaya yardım etmesini istiyor ve kendisine hala hiçbir yardımda bulunulmamasının, bir gadr olduğunu düşünüyordu. Büsbütün parasız kalmak yüzünden memleketi terketmeğe mecbur olsa, son derece müteessir olacaktı. Bu felaketin tahakkukuna mani olmaya çalışan bazı dostları yok değildi. Haşim, onlara daha kuvvetle yardım etmeleri için bu tehlikeden bahsederdi. Fakat sanıyorum ki bu memleketi terketmeyi ancak birkaç gün tahayyül etmiştir, ve hiçbir zaman bunu ciddiyetle tatbike koyulmamıştır. O zamanlarda memleketimizden ayrılan Satı' Bey için bazı neşriyat, bazı tenkitlerde bulunulmuştu. Haşim büyük bir utanç duyuyor ve böyle bir mecburiyette kalsa bundan son derece müteellim olacağını anlatıyor ve yine kendisinin Araplığından bahsedilmesi ihtimâlinden fena halde müteessir görünüyordu.
Sayfa 51 - Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Mart 2006 / Memuriyetler, Maaşlar, Para Buhranları·Kitabı okudu