daşdibek

Namık Kemal kuşağı, Tanzimat tarihi içinde birinci kuşak olarak adlandırılmıştır. Kemal ve çağdaşları, sonradan, diyelim ki, Cemil Meriç tarafından onaylanacak, Meriç "özellikle Ahmet Mithad, Namık Kemal ve Cevdet Paşa'yı Avrupa'ya karşı fatih edası"' taşıdıkları için önemseyecektir. Burada, Meriç belki de istemeden en doğru sözcüğü bulup çıkartmıştır, fetih bir eda ile yad edilir, artık bir öznenin eylemi değil, bir rol kişisinin tiyatral pozudur. Tiyatronun en tiyatral formu olan melodrama böyle dört elle sarılmanın gerekçesi olarak okunabilir belki de bu poz.
Sayfa 130 - Dost Kitapevi, Birinci Baskı 2016, Ankara / II. Bölüm Minyatür ve Tiyatro 5. Türk Tiyatrosunun Huzursuz Rahmi Yahut Namık Kemal Melodramlarında Histeri·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

daşdibek

, bir kitap okudu
Puan vermedi·135 syf.·
2025 3. kitabı
Soner Gündüzöz
8.3/10 · 131 okunma
Platon, yaklaşık olarak İ.Ö. 360 yılında yazdığı Timaeus metninin üçüncü bölümüne şöyle bir not düşer: "Kadınlardaki rahim, aynı sebeplerden dolayı, onlarda çocuk yapmak arzusuyla yaşayan bir canlıdır. Bu işe elverişli zamanı geçtikten sonra uzun zaman kısır kalırsa, tehlikeli bir şekilde huysuzlanır, huzursuz olur, vücudun her yanında dolaşır, nefes borularını tıkar, soluk almağa engel olur, büyük acılara yol açar, her çeşitten başka hastalıklara sebep olur." Uterus sözcüğünden türetilmiş 'histericus'u, 'hysteria'yı tarif etmektedir Platon. Huzursuz rahim histeriye neden olur.
Sayfa 129 - Dost Kitapevi, Birinci Baskı 2016, Ankara / II. Bölüm Minyatür ve Tiyatro 5. Türk Tiyatrosunun Huzursuz Rahmi Yahut Namık Kemal Melodramlarında Histeri·Kitabı okudu
Tiyatro, Antik Yunan'daki başlangıç noktasından itibaren, bir tür efeminelikle damgalanmıştır. Bu efeminelik hem belli tarihsel aralıklarda kadın rollerine çıkan erkekler tarafından zorunlu ve ama bir yandan da kökene sadık bir biçimde temsil edilmiş, hem de sahnesellik, histrionics, yüzyıllar boyunca kadınlann "mantıkdışı duygusallıklan", zayıf bünyeleri ve buna bağlı türlü çeşit kafa karıştıncı belirtileriyle özellikle kadınlara atfedilen histeri ile sözcük düzeyinde ilişkilendirilmiştir. Oyuncu budur çünkü kadına ait olumsuz özellikleri bünyesinde toplamıştır, kontrol edilmesi gereken duygularını abartılı jestlerle ve mimiklerle dışavuran kişidir. Ve, nihayet, melodram da abartılı coşkusu, tragedya gibi bir türle karşılaştırıldığında bir türlü kurtulamadığı saygınlık yoksunluğu, patetik denebilecek hisli hali ile bu ilişkiler ağına eklenir. Yani, burada, her defasında tiyatro kadınsı bir erkek gibi, kadın teşhis konmuş ya da konmamış bir histerik olarak, melodram ise tiyatronun kadınsı erkeğini de kadınını da histerik biçimde temsil etmiş bir form olarak ele alınmaktadır.
Sayfa 128 - Dost Kitapevi, Birinci Baskı 2016, Ankara / II. Bölüm Minyatür ve Tiyatro 5. Türk Tiyatrosunun Huzursuz Rahmi Yahut Namık Kemal Melodramlarında Histeri·Kitabı okudu