daşdibek

T.S. Eliot şöyle demiş: "Kâinatta sadece tek bir daire ve tek bir merkez olduğu hâlde vasat insan kendi dairesinin merkezi etrafında dönmektedir. Her şeyde ilahi aklın izleri görüldüğü hâlde insanların çoğu kendi akıllarına güvenirler." Hayâlî Bey. O da şöyle demiş:" O mahîler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler."
Sayfa 20 - Etkilenme Endişesi, Yahya Kemal ve Türk Şiiri - Yağız Gönüler·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Modern insanın arada kalışı (araf) İsmet Özel'in temel sorunsalıdır. Onun şiirsel özneleri, özü ve varlığı arasında sıkışıp kalan insanlardır. Varlıklarıyla bugüne ait olmalarına ve memnuniyetsizlikleri, yenilgileri, başarısızlıkları, kendilerine inançsızlıklarıyla bugünde kalırlarken geleceğe taşınan özleriyle isyankâr, adalet peşinde koşan, şiddetle beslendikleri için şiddetin dilini kullanan öznelerdir bunlar.
Sayfa 17 - Çarpışma Mı Uyum Mu Yahut Geleneksel ve Modernlik Arasında Şiir - Hayrettin Orhanoğlu·Kitabı okudu
Buraya kadar dağınık bir biçimde sıralanan düşünce parçaları birleştirildiğinde ortaya ilginç bir sonuç çıkmaktadır. Tanzimat döneminde, demek ki, Batı tarzı Türk tiyatrosunun başladığı noktada, Tanzimat aydınlarının neredeyse hepsi tiyatroyu önemsemiş ve bu Batılı form içinde denemeler yapmış ya da iyiden iyiye bu forma yerleşmiştir. Merak ettikleri bir şeydir sanki Batı tarzı tiyatro, istemeden, adım adım yanaştıkları bir şey. Dönemin neredeyse bütün önemli yazarlarının dram formunu en az bir kez denediği iddia edilebilir kolaylıkla. Ancak, herhalde, bu denemelerin büyük çoğunluğunda, Batı tiyatrosu bir bakıma giderilemez bir huzursuzlukla birlikte edinilmiştir. Etkilenme endişesinin ve, Gürbilek'ten devralınmış bir terimle, kadınsılaşma korkusunun yanı sıra, kadının sahnedeki varlığı, yani mahremin namahrem karşısında, hareme girmeye izni olmayanların karşısında sergilenmesi erkek yazar için daha metin düzeyinde bile bir huzursuzluğa dönüşecektir. Tanzimat'ın algıladığı haliyle Batı sanki fethedilmeyi bekleyen genç bir kızdır. Ancak, anlaşılan o ki, uzaktan genç kız zannedilen, "bikr-i fikri" ile "dişi" Avrupa ve onun tiyatrosu, yaklaşıldıkça Namık Kemal'in Paris mektubundaki gibi baştan çıkaran, evliyayı azdıran bir 'femme fatale'e dönüşür. Birkaç adım daha atıldığında, tiyatronun kökeninde yer alan "kadın kılığındaki erkek" şaşırtan ve huzursuz eden bir gizli içerik gibi ortaya dökülür. Diyeceğim o ki, Namık Kemal'in temsil ettiği Batı tarzı Türk tiyatrosu, melodram formu içine yerleşirken, Batı'yı fethetmeye, bir kadını fethetmeye gider gibi gidiyordu; onu görecek, sırlarını öğrenecek fakat kendini ve erkekliğini kaybetmeyecekti. Ancak, genç bir kız bulmaya gittiği yerde, kadın kılığında bir erkek gördü, görmemesi gerekeni yani, üstelik kişisel olarak
Sayfa 139 - Dost Kitapevi, Birinci Baskı 2016, Ankara / II. Bölüm Minyatür ve Tiyatro 5. Türk Tiyatrosunun Huzursuz Rahmi Yahut Namık Kemal Melodramlarında Histeri·Kitabı okudu
Ve Tanpınar'ın her şeyi bazen de biraz fazla gören gözü bu noktayı atlamamıştır. O da gözlemini Celaleddin Harzemşah oyunu üzerine yoğunlaştırmış ve galiba aynı şeyi görmüştür. Celal'in en büyük zaafı bütün Namık Kemal tiyatrolarında olduğu gibi başlar başlamaz bir talakat (düzgün konuşma) tufanı haline gelen belagatindedir. İşin garibi o kadar kahraman olan Celal'in duygularından bahse başlar başlamaz alelade bir hissiliğe düşmesi ve sızlanmaya koyulmasıdır. Bu sızlanış hislerimiz üzerinde düşünmemiş bir kültürün tabii neticesidir. Ayrıca Namık Kemal'in kendisi de hissi ve tiyatraldir. Onun kahramanları his ile hissiliği, ihtirasla ihtiras taklidini, tiyatralı karıştırırlar. O nasıl sözün kudretini büyük ve şişkin kelime yahut hayalle elde edilir zannederse hislerin de helecanla, telaşla ifade edileceğini zanneder. Onun için söz bu eserde boşlukta yüzer.¹ ¹Ahmet Hamdi Tanpınar, 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi (İstanbul: Çağlayan Kitabevi), s. 395-396.
Sayfa 139 - Dost Kitapevi, Birinci Baskı 2016, Ankara / II. Bölüm Minyatür ve Tiyatro 5. Türk Tiyatrosunun Huzursuz Rahmi Yahut Namık Kemal Melodramlarında Histeri·Kitabı okudu
Saffet Murat Tura histerik bayılması hakkında şunları söylüyor: Histerik bayılması olan vakalar ( ... ) kriz gelip de bayıldıklannda, düşerken canlarının acımayacağı yeri seçer, kafalannı veya vücutlarını şiddetle bir yere çarpmazlar. Bu hastalar bayılırken beyinlerinin bir bölümü adeta ayıktır ve gerekli önlemleri alır. ² 2) Saffet Murat Tura, Histerik Bilinç (İstanbul: Metis Yayınlan, 2007), s. 45.
Sayfa 136 - Dost Kitapevi, Birinci Baskı 2016, Ankara / II. Bölüm Minyatür ve Tiyatro 5. Türk Tiyatrosunun Huzursuz Rahmi Yahut Namık Kemal Melodramlarında Histeri·Kitabı okudu