içimden "ginko-san da eninde sonunda gidecek." diye mırıldandığımda tam tersine, "gitme." diye düşündüğümü kabul etmiş oldum ve bir yaşlı dışında kimseden yardım isteyemeyen ben acınası haldeydim.
"öğrencileri puanlandırırken onlara bizim istediğimiz şeyden ne kadar eksik olduklarını vurgulayalım. yüz üzerinden seksen puanlık doğrun var yerine yirmi puanlık eksiğin ya da yanlışın var diye yazalım kağıtlara." "hatalarını kırmızı tükenmez kalemle işaretleyerek iyice belirgin hale getirelim. 'kırmızı' uyarıcı nitelikte olsun, tükenmez kalem sayesinde onlara 'geriye dönülemez' bir yanlış yaptıklarını hissettirelim" gibi düşüncelerle, çocuğun kendisine ve yaptığı işe güvenini sarsmak için bilhassa ortaya atılmış yöntemler, bugün dünyanın her yanındaki okullarda kullanılıyor. genel olarak okul sistemi ile ve okulun notlandırmasıyla, notlandırma işini çocuğa ve veliye duyurma biçimleri ile, aslında yapılan, çocuğu otorite tarafından belirlenen bir standarda uygunluğu ile ölçüp değerlendirmek, o standarda uygun hale getirmeye çalışmak ve çocuğun o standart ile uyumlu olduğu ölçüde iyi, değerli, başarılı olduğu fikrini dayatmak, çocuğun kendisine değil, başkasına yarar birine dönüştürmek.
bugün her konuda kolayca atıp tutarken, ahkam keserken "saygı" sözcüğünü en sık kullananlar, saygıyı içlerinde en az duyanlar, saygının ne olduğu ve ne olmadığı üzerine en az kafa yoranlar.