Dünyanı tamamen deyiştirmek diyil, ama bir az kendi etrafını deyiştirmek. Belki sanat yardımıyla hayatları deyiştirmek, mesela. Arkadaşlarına değer vermek, prensiplerine sadık kalmak, coşkuyla ve daha iyi, dolu-dolu yaşamak. Yeni şeyler denemek. Ve eğer mümkünse, sevmek ve sevilmek...
— Benim için fark etmez. Eğer istiyorsan, gide bilirsin. Gece karanlıkta giden gemiler gibi bir daha karşılaşmayız. Nasıl dersin ona... acılı-tatlılı...
Anlıyor musunuz, doktor olmak demek ne demek, bütün hastalıklara karşı her şeyi bilmek — yardım etme sorumluluğu olmak, sizin de bilgece söylediğiniz gibi— ve yine de ölmekte olan birinin yanında güçsüz bir şekilde oturmak, bilmek, ama yine de gücü olmamak... yalnızca o tek şeyi, o korkunç şeyi, kendi vücudundaki bütün damarları parçalasa da ona yardım edemeyeceğini bilerek... sevdiğin bir bedeni izlemek, onun perişan halde, acılar içinde kanadığını görmek ve bir güçlenen bir sönen, insanın parmakları arasından akıp giden bir nabzı hissetmek... doktor olmak ve hiçbir şey bilmemek, hiç, hiç, hiçbir şey...