Benay

Benay
@aybenay
Pro captu lectoris, habent sua fata libelli.
“Birçok erkek üzüntüsünü dile getirmektense öfkelenmeyi tercih eder; öfkesi, daha az utanç verir. Kadınların tersine, erkekler öfke ve sinirlerini gösterdikleri zaman toplum tarafından onay görür; üzüntü ve acılarını belli ettiklerindeyse aynı sosyal desteği bulamazlar. ‘Gerçek bir erkek’ olmaya çalışmanın bedelini, erkekler fiziksel ve duygusal sağlıklarını kaybederek ödüyorlar.”
Sayfa 235·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Herkes öfkeyle mücadele ederken zorlanır ve siz de öfkenize bir gecede hakim olamayacaksınız. Özellikle kadınlar öfkelerini göstermemeleri konusunda toplum tarafından kodlanırlar. Kadınlar ağlamakta, yas tutmakta, mutsuz olmakta, hassasiyet göstermekte serbesttirler, fakat öfkelerini gösteremezler. Bu yüzden birçoğu kendilerine hayat arkadaşı olarak, öfkelerini dışa vurabilen kişileri seçerler. Böylece bastırdıkları öfkeyi biraz da olsa, eşleri aracılığıyla dışa vurabilirler. Maalesef kolayca öfkelenen erkeklerin çoğu da kısıtlayıcı, kıskanç ve şiddete başvurabilen erkeklerdir.”
Sayfa 233·Kitabı okudu
“Tepkili davrandığınız zaman, başkalarının onayına ihtiyaç duyuyorsunuz demektir. Sadece herkesle anlaştığınız, onay gördüğünüz ve eleştirilmediğiniz zaman kendinizi iyi hissedersiniz. Çeşitli olaylara verdiğiniz duygusal tepkiler, o duyguları tetikleyen olaylara karşı aşırı ve orantısızdır. Ufak bir teklif ya da tavsiyeyi, kişisel bir saldırı; küçük çapta yapıcı bir eleştiriyi, kişisel bir başarısızlık olarak görürsünüz. Hayatınızda, etrafınızdakiler onayı olmadan, herhangi bir şekilde duygusal istikrar göstermeniz mümkün değildir.”
Sayfa 212·Kitabı okudu
“Tek başınıza birilerini mutlu ya da mutsuz etmek aslında sizin elinizde değil. Herkes nasıl hissedeceği konusunda seçimini yapmaktan kendisi sorumludur. Ben bu yoruma katılmıyorum. İlişki içerisinde olduğumuz herkesin duyguları üzerinde öyle ya da böyle bir etkimiz olduğuna inanıyorum. Fakat bir etki sahibi olmakla sorumlu olmak arasında fark var.”
Sayfa 198·Kitabı okudu
“Affetme konusunun farklı iki yüzü olduğunu fark ettim: İntikam alma ihtiyacı ve suçlamaktan vazgeçmek. … bu konuda düşündükçe aslında suçu bağışlamamanın da bir tür inkar etme olduğunu fark ettim. ‘Seni affedersem, yaşananların aslında o kadar da kötü olmadığına inanabilirim.’ Affetmenin bu yüzünün aslında bir çok insanın hayatlarını devam ettirebilmelerini engellediği sonucuna vardım. Affetmek, aslında bastırılmış duygularınızdan kurtulmanızı engeller. Zaten affettiğiniz birine karşı kızgın olduğunuzu nasıl kabul edeceksiniz? Sorumluluğu birine yüklemek zorundasınız: ya size zarar veren insanlara ya da kendinize.”
Sayfa 190·Kitabı okudu