“Aslında dövülen kadınlar, çoğunlukla, benliklerini yaralayan ve onları kaygılı ve depresif kişiler yapan, kronik travmanın neden olduğu stresin kurbanıdırlar. Bu kadınların arasında bir kişilik bozukluğuna sahip olanlar ise, kendi başlarına yaşamayı başaramayacaklarından korkarak evi terk etmeyen bağımlı kişiliklerdir.”
“Sosyopatlar çoğunlukla, maceraya yatkınlıkları, cesaretleri ve boyun eğmezlikleriyle kadınların hoşuna gider. Ancak bir süre sonra hayal kırıklığına uğrarlar. Dengesizdirler, bir işte sebat gösteremezler, kavga ve içkiye yatkındırlar.
…Çoğunlukla bağımlı kadınlarla evlidirler. Çünkü, sonuna kadar onları terk etmeyerek, çılgınlıklarına katlanabilenler, yalnızca bağımlılardır.”
“Bağımlı kişi, tek başına hareket etme konusundaki yetersizliğine, gitgide kendini daha fazla inandırarak, bir süre sonra gerçekten yetersiz duruma gelir… Uyguladığı risk almama, girişimde bulunmama ve her türlü ilişkiden kaynaklanabilecek çatışmalardan kaçınma stratejisi onu gerçekten güçsüz kılar.”