"Bütün yaşamım boyunca kendimi uyumsuz hissettim; en yüce şeyler karşısında bile. Oysa tüm diğer şeylere, en alçaklarına bile uyum sağlıyordum.
Böylece kendime ikili bir kişilik yarattım; bunun iki tarafı da aynı ölçüde yanlış. İşte bu yüzden kendimi bulamıyorum. Başkalarıyla nispeten iyi geçinen nükteli insanın ardında, ben, ölü sanatçıyım ve hatta gerçekte bu bile değilim. Olmak istediğim şeyi, bütünüyle olabileceğime inandığım şeyi gördüğümde; ve bugün olduğum şeyi gözlemlediğimde, sanki ruhumu yitirmişim gibi, sonsuz bir kaygı çaresizce başıma üşüşüyor.
Ben kendimi, kendimin bir fikri olmaktan başka türlü asla algılamadım. Sevdiğim her şey er ya da geç gelip beni yaraladı.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Yeryüzünde benimkinden daha şefkatli ya da sevgi dolu, iyilik ve merhametle, aşk ve sevecenlikle yüklü bir ruh asla olmadı. Yine de hiçbir ruh benimki kadar yalnız değildir. Yalnız; buna çok dikkat edin, dışsal nedenlerle değil, tamamen içsel nedenlerle yalnız. Demek istediğim, uçsuz bucaksız iyilik ve şefkat gösterme potansiyelimin yanında, tabiatım tamamen zit bir öğe, bir keder ve benmerkezcilik, dolayısıyla bencillik öğesi de içerir.”
“Beni güneş kadar büyük kıl ki içimdeki sana tapabileyim; beni ay kadar saf kıl ki içimdeki sana yakarabileyim ve beni gün kadar aydınlık kıl ki seni daima kendi içimde görebileyim, sana yakarıp sana tapabileyim.
Tanrım, beni benden kurtar.”