“Bulanık anılar birbiri ardına sökün ediyor, ama nedense hiçbirini tam hatırlamıyordu. O zaten düşündükçe hatırlayanlarlardan değildi, bazen bir kokuyla hatırlardı, bazen bir şarkıyla, eski bir eşyayla. Hayat yardım etmediğinde, belleği işlemiyordu sanki. Yıllar yılı o kadar çok şey unutmaya çalışmıştı ki; herhalde ondandı belleğindeki bu savrukluk.”
“Proust gibi bazı yazarları asıl şimdi okursa, daha çok kavrayıp anlayabileceğini düşünüyor Suna. Gençken okunan kitaplarda insan zamanı fark etmiyor. Kitaplar senden zamanını bekliyor.”
“İkinci kez evliliğe kalkışmamış olmasının, ilk evliliğinde yaşadığı sarsıcı hayal kırıklığından çok, artık kendisini yalnızca bir kadın değil, aynı zamanda bir birey olarak hissetmesiyle ilgisi vardı. Bütün bir yaşamı, sadece yaşamındaki erkeğin varlığıyla açıklayan, anlamlandıran kadınlardan biri olamayacağını anlamıştı.”