" O genç kız ki tanımıyor, bilmiyor , görmemiş , vücudundan vuzuh ile haberi yok ; fakat seviyor , bütün gençliğinin sevdadan mahrum geçen ihtiyacıyla , bütün aşk kabiliyetinin hasretiyle seviyor ..."
" Gözleri Lâmia'yı değil , fakat işte şu gözlerinin önünde garip ve sersemlik veren bir sevda nefesiyle teneffüs ediyormuşçasına titreyen nazenin hayali , o Lâmia'nın vücudunu saran mütekâsif esiri , uzun , bütün hedeften mehcur kalan genç hulyalarının hüsranı kadar uzun , ciğerleri koparan bir aşk busesiyle öpüyordu..."
"Bir taze ruh ki hayata bir ümit incilasıyla açılıyor, güya semanın bakir sinesine güneşin busesinden , onun sevda dudaklarının temasından tutuşmuş bir bahar sabahı... Fakat sonra yavaş yavaş âfak yanmaya , etrafa bir ateş havasının baygınlıkları yayılmaya başlıyor, o saf ve taze ruha hayatın ilk mihnetleri yavaş yavaş sokuluyor . Hayat mübazeresi ... Daha sonra ümit güneşi o kırılmış kalbin emel enkazına hazin bir veda nazarı ile süzülüp gidiyor: O vakit neticenin kara bulutları..."