" Hüseyin Nazmi sert elli bir cerrah gibiydi , fakat tam yaranın neştere muhtaç olan yerine dokunmuş oldu. Ahmet Cemil de buna muhtaç idi . Çalışmak, evet , zaten demin de öyle düşünmüyor muydu ? Niçin çalışmasın? Ama talih onu hayata zahmete girmeden tasarruf edenlerden biri etmemiş, bundan ne çıkar? Bilakis ... 'Ben hayatımı kendim kazandım? Ben yine kendi işimle yaşıyorum!' diyebilmek . Ah o vicdan itminanı , o , acaba acıkmadan yiyenler gibi çalışmadan yaşayanlar da var mıdır? "