Bu hayat içerisinde insan, bir ırmaktır akıp giden; bazen sert ve haşin, bazen de menderesler çizerek... Deryalar dolduran bir akış içerisindedir insan... Evet, insan, deryalar dolduran birkaç damla su, birkaç damla kan...
İnsan, kâinat içerisinde eşref-i mahluk... Mahlukat içerisinde Yaratıcıya halife... Akılla donatılan bir değer... İnsan, zübde-i âlem... Bütün mevcudatı kendisine ram eyleyen...
Hayat, iki kelime sadece: Yaşam ve ölüm. Ve nasıl yaşanılırsa öyle de ölüm... Nasıl da ölünürse öylece haşrolunmak..Ve insan, üstadın deyimiyle: Üç beş damla kan, üç beş damla su.
Seyrüsefer hâlindeyiz... Anne karnında başlayan yaşam, kabre indirilince ışıklarını söndürmektedir... Ve o insan için bir devir kapanmiştır artık...
Bir heyecanla başlayan hayat, geride kalanlar için bir hüzün iken, giden için belki de vuslat olan bir ölümün kollarna bırakmakta kendisini. Kaçış yok. Ki kaçan da yok... Çare yok. Ki çare arayan da yok... Arayanlar bulamadı, buldum sananlar yanılgıyla karşılaştı..