Kendimizi sevmenin kolay bir şey olduğuna dair ikna etmeye çalışmaktan vazgeçebildiğimizde ve sevgiye sahip olmadığı halde sürekli sevgi hakkında konuşan bir toplumun sahte tavırlarından vazgeçebilecek kadar gerçekçiysek, sevmeyi çok daha rahat bir şekilde öğrenebiliriz.
Kendi başlarına yalnız ve boş hisseden iki insanın, dillendiriilmeyen bir tür anlaşmayla birbirlerini yalnızlık açısından kurtardıklarına sıkça rastlanır.
Sevme becerisi özfarkındalık gerektirir, çünkü sevmek diğer insanla empati kurabilmek, onu takdir edip potansiyelini olumlamak demektir. Sevgi aynı zamanda özgürlük de gerektirir; sevgi özgürce verilmediğinde gerçek anlamda sevgi değildir. Bir kimseyi, başka birini sevme özgürlüğününüz olmadığı yahut söz konusu kişiyle doğuştan gelen tesadüfi bir kan bağınız olduğu için sevmek sevgi sayılamaz.
”Tıpkı barış için olduğu gibi, sevgi çığırtkanlığı yapanlar genelde sevgiyi en az gösterenlerdir. Bütünlüğe ulaşmanın başlıca sorunu, hatta kurtuluşun anahtarı kendimizi sevmeye ve sevilmeye açabilmektir.”
(Lewis Mumford)
Her zaman olduğu gibi kendimizi birey olarak sevebilecek hale getirmeye çalışmamız komşularımızla yabancıların ilgiye muhtaç olduğu dünyamıza yapacağımız en faydalı katkı olacaktır.