Etik yargı ve karar bireyin kendi değerlendirme gücünden kaynaklanmalıdır. Birey ancak tüm benliğiyle gerçekliğinin bir parçası yaparak hayatıyla ilişkilendirmeyi seçer; değerlerin ancak bu şekilde kendi hayatı için bir etkisi ve inandırıcılığı olacaktır.
Vicdan benliği kısıtlaması ve onun canlılığına, dürtülerine ket vurması için nesilden nesile aktarılan bir yasaklar dizisi değildir.
Vicdan daha ziyade, gelenek ve anlık deneyimin birbiriyle çatışması değil, kişinin kendi içgörüsünün, ahlaki hassasiyetlerinin ve farkındalıklarının derinliklerine erişebilme kapasitesidir.