Şimdiki zamanın gerçekliği ile yüzleşmek çoğu zaman endişeye neden olur. Bu endişe en basit haliyle tuhaf bir çıplaklık hissidir; gözümüzü alamayacağımız ve kaçacak yahut saklanacak yerimizin olmadığı önemli bir gerçeklikle yüz yüze gelme duygusudur.
Şimdiki zamanı yaşamak kesinlikle düşündüğü kadar kolay değildir. Zira kişinin kendi benliğinin deneyimleyen bir ben olduğuna dair yüksek bir farkındalık gerektirir. Kişinin eyleme geçenin kendisi olduğuna dair bilinci ne denli az olursa, yani özgür değilse ve otomatik bir şekilde hareket ediyorsa, yaşadığı ana dair farkındalığı da o denli azalacaktır.
İnsanların zamana karşı duydukları korku, tuhaf bir şekilde onları zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmadıklarında “iyi vakit” geçirdiklerini düşünmeye sevk eder.
İçinde bulunduğumuz çağın güvensizliğini, kendi nevrozumuzun nedeni olarak göstermenin ne kadar kolay olduğunu herkes bilir. Göğüs gelip şöyle diyebiliriz: “dünyanın çivisi çıktı” ve böylelikle kendimize dair bir çivi çıkıklığının söz konusu olup olmadığını düşünmekten azat oluruz.