-Biz köle değiliz! Fakat sermaye sahipleri şöyle diyor! Bizler ancak emek gücü olduğumuzda işlerine yararmışız! Çalışma saatlerimiz, 24 saatten ancak bir kısmını dinlenmeye ayıracak şekildeymiş!
- Biz köle değiliz! Dayak yiyor,dinlenmeden çalışıyoruz. O düşük ücrete rağmen canla başla çalışıyoruz. Siz kim olduğunuzu sanıyorsunuz?! Biz sabahtan akşama kadar çalıştığımız halde ucu ucuna yaşıyoruz. Oysa siz, bir damla tek dökmeden parayı cebinize atıyorsunuz. Bunu nasıl kabul ederiz?
- Böylelerini bir an önce susturmak gerekir. Yoksa hastalık yayılır. Bu tipler, eşitlik, insan hakları gibi lafları dillerine dolarlar.
-Performans notum düşer,dinlenemem.
-Köle değiliz biz.
-Köleden farkımız yok Karl. Her yerde bizim gibiler kullanılıp, atılır. Yaşamak için de başka çaremiz yoktur.
Bizler işçilerden “emek gücü” denilen malı satın alırız. Bu malın gerçek değeri, nasıl kullanıldığına göre değişir. Bizim ona ödediğimiz fiyatsa, işçilerin canlı kalmasına yetecek kadardır.