Yaşamımızın büyük bir kısmını, kafamızın içindeki hayali dünya modelinin doğruluğu konusunda kendimizi ikna edecek şekilde düzenleriz. Modellerimizle uyumlu olan sanat, iletişim araçları ve hikayelerden keyif alır, uyumlu olmayanlara karşı huzursuz ve soğuk bir tavır takınırız. Haklılığımızı destekleyen kültürel liderleri alkışlarken karşılarındaki kişilerin yo zlaşmış, dengesiz, öfkeli, nefret do lu olduğunu düşünür, belki de onların başarısızlığa uğ rayıp aşağılanmasını dileriz. Etrafımızı bizimkilere benzer zihinlere sahip insanlarla do ldururuz. So syalleşmekten en keyif aldığımız zamanlar, -özellikle de tartışmalı konulardahaklı olduğumuz konusunda insanlarla hemfikir olduğumuz zamanlardır. Gerçekliğe dair mo delleri bizim kilere benzeyen insanlarla buluştuğumuzda hiç durmadan so hbet edebiliriz. Kendimizi bu şekilde doğrulamak o kadar mutluluk verir ki zamanın nasıl geçtiğini anlayama yız. Bu insanlarla bir araya gelmek için can atar, onların omuz omuza verdiğimiz ve neşeyle gülümsediğimiz fotoğraflarını buzdolabımızın üzerine asar ve sosyal medya hesaplarımızda paylaşırız. Onlarla yaşam boyu sürecek bir arkadaşlığımız vardır artık. Koşullar elverişliyse aşık bile olabiliriz.