Aycan Furat

Hayat sonsuz seçenekleriyle uçsuz bucaksız, şahane bir bilinmezlik olarak önünde uzanıyorken, garip bir kibre kapılıyor insan. Kibir denemez aslında, cehalet. Başına kötü şeylerin gelme ihtimalini düşünememe cehaleti. O da değil. O zaman o düşünce var da aklına getirmiyorsun gibi ama öyle değil. Hiç oluşmamış olması öyle bir düşüncenin yeryüzünde. Dokunulmaz olduğuna körü körüne inanmak. Oysa görüyorsun da, birileri kanser oluyor, birilerinin ülkesi yıkılıyor başına, birilerinin en sevdiği ölüyor, yalnız mutsuz birileri. Ama işte, o birileri hep başkaları. Sen zaten yaşlanmayacaksın, sihirli bir fanusun içinde, öyle korunaklı, öyle genç, öyle yenilmemiş hiç. Neden doğaya inanmaz insan? Hangi fizik kanunundan muaf olabilir yaşamış ve yaşayacak olan? Bir gün –akla yatmıyor ama olur ya yaşlansan bile– onlara benzemeyeceksin, onlar gibi mutsuz, asık suratlı, çürümüş. Sana hiç uğramayacak kötülük.
Sayfa 104·Kitabı okudu