Zebercet bir karakter olarak toplumun kenarında kalmış, içe doğru çürüyen insanların sembolü olmuş. Sessizlikle boğulan, arzu ile utanç arasında sıkışmış, harekete geçemeyen cinsiyetsizleşmiş bir yalnızlık hali.
Kitabın bende hissettirdiğini şöyle özetleyebilirim. İnsan bazen başına büyük felaketler gelmeden de çöker.Kimse sana bağırmadan, seni terk etmeden, seni kovmadan da yok olabilirsin.
Sadece bekleyerek. Ve Zebercet sürekli bekliyor. Gelen yok, giden var.
Bu duygular daha farklı şekilde anlatılabilirdi. Şahsen Zebercet her bir sayfada bende tiksinti duygusu uyandırdı.