Merhaba 1000 kitapta gezinen herhangi biri , merhaba okuyacak kitap arayan ve çareyi buralarda gezinerek arayan o arkadaş.
Son zamanlarda insanlara yapabileceğim en büyük iyiliklerden biri zannediyorum ki bu kitabı önermek.
Sevdiğim şeyleri abartırım ve bu kitabı çok sevdim. Fakat yine de elimden geldiğince makul olmaya çalışacağım :)
Öncelikle Amin Maalouf’un daha önce Senerkant adlı kitabını okumuştum. Okuyanlar zaten içi giderek anımsayacaktır. Okumayanlar içinse ; yazarın inanılmaz bir anlatım gücü olduğunu söyleyelim.
Yazarın konu seçimlerinin etkileyici ve çok can alıcı yerlerden seçildiğini fark ediyoruz evet ama zaten öyle bir anlatım şekli var ki bir gün de neler yaptığını bile yazsa kapılarak okuruz gibi geliyor bana.
Kitaba gelecek olursak ; Anlatıcı ve ana karakter arasındaki diyaloglardan takip ediyoruz hikayeyi. Böylece sanki biri yanı başımıza oturmuşta soğuk kış günlerinde kestane yerken anılarını anlatıyor gibi hissediyoruz.
Adının Türkçe anlamı İsyan olan karakter hikayesini en baştan hatta daha dedesinden anlatmaya başlıyor. Böylece savaşların insanların yaşamlarına etkisini karakterlerinde var olan güçleri nasıl ortaya çıkarttıklarını görüyoruz.
Savaş bir gerçek evet kötü bir gerçek ama bu gerçeğe karşı durulan noktada karakterin etkisi ne ?
Yani kötülüğü ortaya çıkartan insanlar , ondan beslenenler veya ona karşı duranlar . İşte bu düzlemde Isyan’ın hayatını okuyoruz.
Bu anlamda düşündürücü bir temada duruyor öykü. Aynı zamanda karakterin hazin hikayesini de çok gerçekçi vermiş.
O kadar etkinlendim ki gün içinde sık sık r insanın başına bunun gelmesinin ne kadar kötü olduğunu düşündüm . Hatta kendimi haksızlığa uğramış hissettim . Karakterle özdeşim kurmamak imkansız. Duyguları, karakterleri ve hikayeyi öyle içselleştirdim ki uzun süre