Aydin

Aydin
@aydinarryuts
 "her insan ölecek yaşta… Geç kalmayasın"
Medya ve sosyal medya gürültüsü yanıltıcıdır. Toplumun küçük bir azınlığından çıkan gürültülerdir bunlar... Büyük çoğunluk, kendi rahatlarını bozacak ajitasyon ve propagandalara son derece kayıtsız ve kapalıdır. Çünkü büyük çoğunluk, kendi hayat alışkanlıklarına, kurulu düzenlerine bağlıdırlar. Geleneklere, yerleşik ahlaki değerlere ve devamlılığa inanırlar. Bu statüko eğilimi, onlarda zihinsel konformizm de sağlamaktadır. Bu insanlar hiç bir uca savrulmadan hayatlarını olağan ve normal koşullarda yaşarlar. Hiç bir zorlamaya gelmezler.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Eskiden hayat basitti. Doğal olarak insanlar da. Herkes, küçük yerleşim birimlerinde yüz yüze ilişkilerle yaşıyordu. Ulaşım ve iletişime ihtiyaç duyulmuyordu. Ama insanlar büyük kentlere akın ettikçe hayatları da karmaşıklaştı. Beklentileri, özlemleri arttı. Değerlerine yeni yeni bir sürü değerler kattı...Bireyliklerini, özgürlüklerini keşfettiler. Milyonluk kentlerde ilişki, iletişim, etkileşim ve kimlik sorunları yaşamaya başladılar. Dolayısıyla köylerdeki doğal ve zorunlu uyum ortadan kalktı. Yerine milyonluk kentlerde yaşanan karmaşık insan ilişkileri geçti. Bu karmaşada kendilerine mutlu, uyumlu, küçük aidiyet toplulukları bulanlar denge tutturup mutlu oldu, tutturamayanlar ''tutunamayanlar'' oldu..
Yaşlanmak doğal ve kaçınılmazdır. Ama olgunluk tercihe bağlıdır. Olgunluk, duygusuzluk ve duyarsızlık anlamına gelmiyor tabii ki. Tam tersi, hissedilen şeylerin taşkınlığına kapılmadan onları akıl ve sağduyu ile kontrol ediyorsun. Çünkü olgunluk, hayatı ve insanları olduğu gibi kabullenme yeteneğidir. Küstahlığa dönüşmeyen bir özgüven, kendine yeten yalnızlıktır. Haklılık savaşına girmeden, koruyucu zırhlardan çıkmak ve kalkanları indirmektir. Doyuma ulaşmış bir ruha sahip olmak, her şeyi anlamaya çalışan bir toleransla yaşamaktır.
kim hakli ?
Paulo Coelho, Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum Ağladım adlı kitabında şöyle bir cümle geçer: "Tanrı güneşin her gün yeniden doğmasını sağlayarak bizi mutsuz eden her şeyi değiştirmemiz için bize bir zaman tanıyor. Ancak biz her gün böyle bir zamanın bize armağan edildiğini göremiyoruz. Bugünün hem düne benzediğini hem de yarına benzeyeceğini düşünerek yaşıyoruz.'' Yani her son, yeni bir başlangıç içindir. Sonlanmasa güzel olmazdı. John Steinbeck de itiraz eder: "Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. sen, ben... biz artık geçmiş zamanız." Çünkü yaşı ilerledikçe insan, üzerine asfalt dökülür, betonlaşır. Bütün esnekliğini kaybeder. Başlayabildiğin şeyler çok geride kaldı çünkü. Başlamak, başlayabilmek eskiden çok güzel yaptığın nadir şeylerdendi. Rüzgardı, çiçekti, yelkendi. Şimdi asfaltsın, betonsun. Tokalaşmak isteyen bir elin, sarılmak isteyen bir yüreğin yok. Hangisi haklı?
İnsan ve Duygular