İşin açıkçası kitabı beğenip beğenmediğimi bilmediğim bir inceleme olacak. Çok uzun süredir okumayı aklıma koyduğum bir kitaptı. Beklentimi yüksek tutarak okumaya başlamıştım. Çünkü kitabın önsözünde dahi, Alman edebiyatında çığır açtığı ve dünya çapında bir etki bıraktığı yazıyor. Peki benim beklentimi bu kadar karşıladı mı? Hayır. Çok ortalama bir kitap olarak kaldı bence. Böyle söyleyince kendime aynen “Ey okur, adam dünyayı etkilemiş sen kim oluyorsun da ortalama diyorsun” sözlerini söylüyorum ancak maalesef öyle bir kitap.
Edebi açıdan çok uzun cümlelerin -uzun paragraf edecek kadar- yer aldığı ve okumaktan yorulduğum yerler oldu. Kitap Werther’in arkadaşına yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu arada Werther’in yaşamının bir kısmının Goethe’ye ait olduğuna dair bazı kanıtlar var. (İmkansız aşk) İntihar olayı ise Goethe’nin yaşantısından bir arkadaşına ait bildiğim kadarıyla. Kısacası adam kendi hayatını kurgulayıp, harmanlayıp yazmış. (3 ayda) Mektupların birçoğu detaylandırarak yazılmış ve hatta bazıları gereksiz detaylı. Bu sebeple bazı mektupları okurken çok sıkıldım ve göz gezdirme yöntemiyle okuduğum oldu.
Ahlaki açıdan ise -spoiler içerir- Werther nişanlı olduğunu bildiği Lotte isimli genç kıza aşık olur. Gittikçe de saplantı halini alır. Zaman zaman yaşadığı bu aşk acısına üzülmedim desem yalan olur ama kendin ettin kendin buldun Werther diye hemen bu duygulardan sıyrıldım. Şimdi romanın yazıldığı dönem dikkate alındığında Werther’in yaptığı şey hiç de etik değil. İnceleme yapan çoğu kişi tamamen Werther’i suçlamış ancak bu roman 1774 yılında yazılmış. Açıkçası nasıl yanyana gelip de dans edebildiklerini bile düşündüm-maalesef- Yani nişanlı bir hanımefendi aralarında bulunan fiziksel çekimi fark ettiği halde Werther’e set çekmemiş. Hatta bana kalırsa
İşin açıkçası kitabı beğenip beğenmediğimi bilmediğim bir inceleme olacak. Çok uzun süredir okumayı aklıma koyduğum bir kitaptı. Beklentimi yüksek tutarak okumaya başlamıştım. Çünkü kitabın önsözünde dahi, Alman edebiyatında çığır açtığı ve dünya çapında bir etki bıraktığı yazıyor. Peki benim beklentimi bu kadar karşıladı mı? Hayır. Çok ortalama bir kitap olarak kaldı bence. Böyle söyleyince kendime aynen “Ey okur, adam dünyayı etkilemiş sen kim oluyorsun da ortalama diyorsun” sözlerini söylüyorum ancak maalesef öyle bir kitap.
Edebi açıdan çok uzun cümlelerin -uzun paragraf edecek kadar- yer aldığı ve okumaktan yorulduğum yerler oldu. Kitap Werther’in arkadaşına yazdığı mektuplardan oluşuyor. Bu arada Werther’in yaşamının bir kısmının Goethe’ye ait olduğuna dair bazı kanıtlar var. (İmkansız aşk) İntihar olayı ise Goethe’nin yaşantısından bir arkadaşına ait bildiğim kadarıyla. Kısacası adam kendi hayatını kurgulayıp, harmanlayıp yazmış. (3 ayda) Mektupların birçoğu detaylandırarak yazılmış ve hatta bazıları gereksiz detaylı. Bu sebeple bazı mektupları okurken çok sıkıldım ve göz gezdirme yöntemiyle okuduğum oldu.
Ahlaki açıdan ise -spoiler içerir- Werther nişanlı olduğunu bildiği Lotte isimli genç kıza aşık olur. Gittikçe de saplantı halini alır. Zaman zaman yaşadığı bu aşk acısına üzülmedim desem yalan olur ama kendin ettin kendin buldun Werther diye hemen bu duygulardan sıyrıldım. Şimdi romanın yazıldığı dönem dikkate alındığında Werther’in yaptığı şey hiç de etik değil. İnceleme yapan çoğu kişi tamamen Werther’i suçlamış ancak bu roman 1774 yılında yazılmış. Açıkçası nasıl yanyana gelip de dans edebildiklerini bile düşündüm-maalesef- Yani nişanlı bir hanımefendi aralarında bulunan fiziksel çekimi fark ettiği halde Werther’e set çekmemiş. Hatta bana kalırsa
Tüketim, günümüz aşırı üretim toplumunun belki de en önemli sahip olma biçimidir. Tüketilen şeyin kişiden geri alınması imkânsız olduğu için, bu durum korku duygusunu azaltmaya yarar. Ama her tüketilen şey, tüketildiği andan itibaren, tüketiciyi tatmin edemez hale geldiği için de, insanlar yeniden ve daha fazla tüketime yönelmek zorunda kalmaktadırlar. Bu çarkın sonu bir türlü gelmeyince, hep tatminsiz bir çırpınış içinde bocalayan modem tüketiciler, kendilerini şu formülle ifade etmektedirler: "Ben sahip olduğum ve tükettiğim şeyler dışında bir hiçim."