Aydın Beyhan

Don Kişot bir gün şöyle demiştir: “İnsan, lüksün ve gösterişin kölesi olur, zenginliklerin peşinden koşar, sanki orada mutluluğu bulacakmış gibi. Ama şunu göremez: Ne kadar çok şeye sahip olursa, onları kaybetme korkusu da o kadar büyür; ve işte bu korkunun içinde gerçek mutluluk kaybolur. Çünkü sevinç, ne altında ne de zenginlikte gizlidir; yüzüne değen rüzgarın okşayışında, bir dostun içten kahkahasında, minnetle paylaşılan bir lokma ekmektedir. Kendi içinde bulunacak bir şeyi dışarıda arayan kişi, büyük bir deliliktedir! Basit bir hayat, en büyük hazinedir; bunu anlayan insan, dünyanın en mutlu insanıdır.”
Dünya bizden önce de vardı. Bizden sonra da var olacak. Mesele, bizim o dünyanın içinden nasıl geçtiğimiz. Yaşar Kemal
Tanrı aşkına sürüleşmeyin, başkalarının suç şemsiyesi altında dolaşmayın, beyninizi düşünmek için kullanın, savaşım verin. Herkesin kendine özgü bir kişi olduğunu, değerli, sorumlu ve kendinin yaratıcısı bir kişiliği bulunduğunu,her özgürlüğün çekirdeği olan ‘ben’ kavramını savunun. Özgürlüğe sahip çıkmak bir görevdir. Hak olmaktan çok bir görevdir! Jack London / Bana Göre Hayatın Anlamı
Kaybolan gün, hiç gülmeden geçen gündür. Nicolas Chamfort