"Biz, özgür olmaktan korkuyoruz aslında. Yerleşik düzenin dikte ettiği, herkesin de karşılıklı olarak kabullendiği tutum ve davranış sınırlarının içinde kalmak istiyoruz. Bizi nihai bağımsızlığa götürecek adımı atmaya cesaret edemiyor, kendi içimizde ki sese kulak vermekten çekiniyoruz. Çünkü öyle yaptığımız zaman, bize genellikle deli deniyor. Bize deli denmesini istemiyoruz. Bize deli denmesinin ve deli muamelesi yapılmasının sonuçlarına katlanacak gücümüz yok."
diyen Vassaf'ın bu deyişine binaen:
Dolayısıyla özgür değiliz mi? Bu durumda özgürlük tanımının kapsamı daraltılmış bulunmakta değil mi, çünkü mikyas olarak yalnızca bizden olan başkası bulunmakta; oysa özgürlük bireyin önce kendi sonra da metafizik alanla alakalı birşey olduğu aşikardır. Çünkü kişi her ne kadar fıtratına paralel hareket ederse, o denli özgür olacaktır. Dolayısıyla mutlak bir özgürlük olmayıp, (ki bu yalnızca tanrıya mahsus olabilecek bir şeydir.) hiyerarşik bir yapı arz edecektir. Lafız ve mana, zahir ve batın gibi dualist dengelerin yerinde olması durumunda ortaya çıkabilecek olan özgürlük, bu orantıyı ne kadar dengede tutarsa o denli özgürlüğünü koruyabilecektir, sanırım.