Tanzimat'tan bu yana, toplumumuzu Batı'ya uygun bir toplum yapmak için bir dönüştürme faaliyeti sürüp gidiyor. Bu dönüştürme işinin, kültür değişimi hareketinin jeneratör ve transformatörü olarak da üniversite seçilmiştir...
"(…)modern bilimde Batılılar kadar sağlam bilgi sahibi ol madıkça içtihat yapmanın bir yolunu bulmak imkansız dahası içtihat yeteneğini kazanmak da ihtimal dahilinde değildir."
"gelenekle tekamül etmedikçe kişinin yetkinliğinden bahsedilemez."
"asli geleneğine dayanmaksızın kişinin kimliği olmaz (…) varlık ve verimlilik olmaksızın da kimlik olmaz. Demek ki gelenek, kişinin varlığının da, verimliliğinin de şartıdır."
"özgün ve estetik üretim gücü, sadece bir parçayla yetinmekle değil, bilakis bütünü kapsayacak denli özümsemekle elde edilir. Çünkü aslolan, küllün bütünlüklü ruhuna tutunmaktır. Yoksa bu ruhun dağınık bazı tezahürlerini aceleci bir tutumla yutuvermek değildir."
"kişinin varlığı bir tarafa, yetkinliği bile ancak verimliliğe istidatlı duruma gelmesiyle mümkündür. Verimli olmanın imkanı da geleneğin bütünlüklü ruhunu, onun her parçasıyla tam bir iletişim içinde olarak özümsemekle söz konusu olur. "
Medeniyet fikri, dar anlamlara sıkıştırılıp kaldı. Millet, haritalardaki sınırlarla çizili yerlerdeki halkdan ibaret değildir. Millet fikri, ırk esasına dayanmaz, Bir ırkın değil, bir medeniyetin halkına millet denir. Bu medeniyet nerelerdeyse, orda bir tek millet vardır.
"Gece, düzen güçleri uykudadır."
"Kurum her zaman "geç" yatanı suçlar, erken yatanı değil"
"Gündüz, ilerleme gibi görünen tekdüze bir süreçtir"
"Yaşam, gecenin konusudur."
"Sözcükler, ihtiyaç gereği, her şeyi alelade, basit imgelere, kavrarn lara ve kalıplara indirger."
" (...) ya aşkın karşılığı olan hiçbir sözcük olmasaydı? O zaman aşk olmayacak mıydı yani? Aşk duyulmayacak mıydı o zaman? Aşk, sözden önce de vardı."
"Sessizliği ilk bozan, çoğunlukla, hakim durumdaki kişidir(...)"