Ana kucağından ayrılıp altı-yedi yaşlarına gelmeye başlayan çocuklar, toplum ve okul ve bizzat kendi aileleri tarafından ruhen çölleştiriliyorlar.
Çocuklar gözlerimizin önünde birer yabancı oluyorlar. Topluma geçerli kılınmaya çalışılan değerlerle İslami değerler birbirinden gittikçe farklılaşmaktadır.
Bakıyoruz da gönlümüze, kırık.
Sevgimiz kime neye belli değil, bölük pörçük.
Yazdığımız aşk mektupları sefil. Arzuhalcilerin kapısında bekleşir gibi şöhrete, servete, güvenceye, eşyaya, dünyaya götürecek vasıtaların şefaati için bekleşip durmaktayız.
Ulvi ve süfli âlemdeki her şeyden var içimizde.
Düşünün bakalım televizyon karşısında muhallebi gibi gevşemiş bir Müslümanda değil cihat etmek, acaba kalkıp bir farzı ifa edecek kuvvet ve istek kalmış mıdır ?