“Yapacak bir işin yoksa, yetişecek bir yerin yoksa, yeteneğini kullanacak bir zanaatın yoksa hür olmak ne işe yarar?”
“Nasıl, nasıl yani?”
“Kanadın yoksa diyorum, gökyüzünün senin olmasının ne anlamı var?”
Nimet ne kadar çoksa hoşnutsuzluk da o kadar çok olur. Büyük bir sürüsü olanın şikâyeti de bir sürü olur. Bir kişi tarafından çok sevilen diğer tüm sevgileri az bulur. Koşan durmak, duran koşmak ister.
İnsan uyuşuk ve hantal olmaya görsün, bütün sebepleri kendi dışındaki ilk gördüğü şeye bağlamaya bayılır. O kuru ağaç yüzünden der, şu sıcak hava yüzünden, şu verimsiz toprak yüzünden. Sonra da mutlu dünyaları bozulmasın diye onu korumaya devam etmek için hiçbir şey yapmazlar. Ne o ağacı yeşertmeye ne o toprağı işlemeye ne de o boş kafalarının üzerine bir çerge çekmeye çalışırlar.