Geçen zaman yüreğini burkan, içini daraltan duyguyu dayanılmaz kılınca tam bir köylü gibi davrandı: ona bir ad vermek istedi. Birkaç gününü ciddi olarak bunu düşünmeye harcadıktan ve yüklüce miktarda kepekli iğde yedikten sonra boğazına yerleşen tıkaca ithafen yerel bir sözcükle adlandırdı onu: boğanak.
O dönemde evlenmek bugünkü kadar zor değildi, gelenek ve göreneklerle evliliği güçleştirmek bir gurur vesilesi sayılmazdı. O zamanlar evlilik henüz ulaşılmaz bir hâl almamıştı.