İnsan hayatı daimi bir seyr ü sefer. Beşikten mezara yolculuk halinde, seferdeyiz. Önümüzde uzanan yedi ayrı merhale, yedi basamak… Nefsimiz buralardan bir bir geçmeden, kendini ayrı bir varlık sanmaktdan vazgeçmeden yolculuğunu tamamlayıp Hak ile bütünleşemez… Yedi basamağı çıkmadıkça hakikate eremez.
İlk mertebenin adı Nefsi-Emmare, Nefs merhelesi… Dünyevi işlerden gayrısını düşenmeyen, paraya, iktidara tamah eden, şişkin ve semiz bir “BEN” zannıyla yaşayan insan bu makamdadır…Hep başkalarını suçlar, eleştirir…
Ol kişi ki nefsinin arızalarını, takıntılarını, hatalarını ayırdeder ve düzeltmeye niyetlenir, işte o zaman içsel bir yolculuğa çıkar… Bu makam bir bakıma öncekinin tam tersidir. Burada kişi hep başkalarını suçlayacağına, sürekli kendinde kusur bulur…
Üçüncü mertebede kişi dünyada gördüğü her şeyden ve herkesten esinlenir. Teslimiyet denilen halin nasıl bir özgürlük olduğunu kıyısından, köşesinden hissetmeye başlar.
Dördüncü mertebede kişinin gözü doymuş, gönlü genişlenmişdir. Para, pul, mülk makam derdinde değildir.
Beşinci mertebede insanlar Allah kendilerini hangi hale sokursa soksun, mesut, munis ve müteşekkirdir, bu mertebede insanlar dünyevi meselelere aldanmazlar.
Altıncı mertebede kişi başklarına deniz feneri olur. İşığın kime isterse ona tutar, hakiki bir kütüb, sönmeyen bir kandil gibi aydınlatır.
Yedinci ve sonuncu makamda “benlik” zannı toz-duman olur…