Bu kitap maalesef yaşanmış gerçek bir olaya dayanıyor. Okunma sayısına bakacak olursak pek fazla okurun dikkatini çekmemiş ya da bu kitaptan insanların haberi olmamış. Tıpkı Aziz BineBine ve arkadaşlarından haberdar olmadıkları gibi. Burada yazdıklarım kitabın okura vermek istediği mesaj karşısında son derece değersiz ve yetersiz kalacaktır. Kitaba dair düşüncelerimi ve hislerimi de tam olarak anlatamadığımı ilave etmek istiyorum. Öncelikle kitabın arka fonunda yer alan tarihsel olaydan bahsedeyim.
10 Temmuz 1971 tarihinde 1000 kadar Fas askeri kamyonlara doldurulur ve Kral 2. Hassan’ın 42. yaş gününü kutladığı Skhirat sarayına götürülür. O askerlerden biri de düşük rütbeli Aziz BineBine’dir. Kendisine ve diğer ordu mensuplarına askeri bir tatbikatta görev aldıkları söylenmiştir. Ancak ordunun asıl amacı krala karşı bir darbe yapmaktı. Saraya gelir gelmez başlarındaki yetkili subay kralı bulup öldürmeleri emrini verir. Çıkan çatışmalarda 100 kadar misafir yaşamını kaybeder ancak kral sağ kurtulur. Aziz de pek çok arkadaşı gibi silahını bir kez bile ateşlemeden olay yerinden kaçar. Sonrasında bu darbeye karışan herkes kötü koşullarıyla ün salmış Kenitra adında bir hapishaneye götürülür.
Mahkemeye çıkarılan Aziz 10 yıla mahkûm olur. Ancak daha kötüsü gelmek üzeredir. Bir sonraki yıl gerçekleşecek ikinci başarısız darbe girişiminin ardından bunaltıcı bir ağustos gecesinde içlerinden 58 asker tekrar kamyonlara doldurulur ve çölün ortasında Atlas Dağları’nın eteklerinde Tazmamart adında gizli bir hapishaneye nakledilirler. Öyle ki buranın varlığı Fas hükümeti tarafından bile inkâr edilmiştir. Kitapta Salim ismiyle anılan Aziz’in öldüğü ve yeniden dirildiği yer orası olacaktır. Oraya nakledilmeden kısa bir süre önce Aziz “Koşulsuz bir şekilde teslim oluyorum.” der kendi