Her şeyden önce sıkıcı düzenlenmiş ve makineleştirilmiş çalışma düzeni, insanı en temel insanca isteklerinden, kendini aşma ve bir olma halinden habersiz kılar.
Ayni kelimeler söyleniş biçimine bağlılığı olarak sıradan veya olağanüstü olabilir. Bu söyleyiş biçimi, kişinin istemi işe karışmaksızın, sözlerin insanın ne kadar derinlerinden kopup geldiğine bağlıdır. Ve garip bir uyumla, bu sözler dinleyenin de içinde aynı derinliklere gömülür. Böylece dinleyen, eğer bir parça sevgi varsa içinde, sözlerin taşıdığı değeri görecektir.
Sevgi aslında özgün bir kişiyle olan ilişki değil, bir tavır, sadece bir sevgi "nesnesine" değil tüm dünyaya karşı bağlılığı belirleyen bir karakter yönelimidir.