Dönüp sırtını gitsen mi? Çok geç. Sen hep geç kaldın, bütün işlerinde... Doğmakta bir gün geç kaldın, komşu kadınların kucaklarından inip yaşıtlarına karışmakta, okula yazılmakta (ki bu senin de suçun değildi), âşık olmakta, parmak kaldırmakta, çalışmakta ve... ölmekte. Kendi ölümüne de geç kaldın. Gömüp üstünü örttüler, defter kapaklarıyla, kartonlarla, tiyatro biletleriyle örttüler. Şemsiyelerle örttüler. Öz cenazende seni bekledi herkes, gelmeyeceğini anlayınca cesedini ortada bırakıp çekip gittiler. Gözünü oymaya etçil kuşlar, bedenini parçalamaya çürükçüller, hesap sormaya sorguç melekler gelmedi çünkü bekleyecek vakitleri yoktu, işleri aceleydi, yetişmeleri gerekti. Sencileyin sorumsuzun tekiyle uğraşamazlardı, sen de mecburen yaşamaya devam ettin.
Kıymetli oğlum Bahri, âdettendir, bu ilk dersimizde sana, müfredatımızda tanımlanmış konuların dökümünü yapacağım: 1- Bu dersin tek öğretmeni benim; 2- Başka hocalardan özel ders almayacaksın; 3- Ders saatleri dışında beni rahatsız etmeyeceksin; 4- Hafta sonu ödevlerini eksiksiz yapacaksın; 5- Ödevlerini ailene yaptırmayacaksın; 6- Arkadaşlarını dövmeyeceksin; 7- Sınıfındaki kızlarla sevgili olmayacaksın; 8- Silgi çalmayacaksın; 9- Bilmediğin soruyu cevaplamayacaksın; 10- Kopya çekmeyeceksin.
İmza: Ahlak Değerlerini Öğreten Her Öğretmen
Biliyorum, ben de sizin gibi olacağım. Sabahları güneş diye bir şey doğacak, görmesem de olur ama uyanacağım, dünyanın kurulu saati. Giyinip kuşanıp çalışacağım, sizinki gibi bir işte. Sizinkine benzeyen bir eş bulacağım. Sizinkiler gibi çocuklar yetiştireceğim, yerimi alsınlar diye. Sizin izlediklerinizi izleyecek, sizinle aynı saatte yatacak, aynı şeylerle ilgilenecek, sizinkine benzer bir hastalıktan öleceğim. Korkmayın, umarım bir gün, sizden biri de olacağım.
İmza: Umutları Olan Her Çocuk