tuhaf bir kitaptı başlarda ne okuduğumu anlayamadım ama dili çok çok iyi olduğu için devam ettim. sonraları işler değişti yazarın dediği gibi hayat hızlandı. bitirdim ama kitabı anladığımı düşünmüyorum. anlayabilecek kaç kişi vardır onu da bilmiyorum. bir gün bu kitap hakkında her şeyi anladığını söyleyen bir inceleme çıkarsa benim için çok iyi olacak. kitap çok mu iyiydi yoksa çok mu kötüydü buna verecek bir cevabım yok. etkileyici olan buydu belki de. son tahlilde çok etkilendim. son yıllarda böyle bir türkçe kitap görmedim. oğuz atay seven herkes okumalı tanıdıklar ve başka bildik yüzler'i. bitirince ne dediğimi anlayacaksınız.
Dönüp sırtını gitsen mi? Çok geç. Sen hep geç kaldın, bütün işlerinde... Doğmakta bir gün geç kaldın, komşu kadınların kucaklarından inip yaşıtlarına karışmakta, okula yazılmakta (ki bu senin de suçun değildi), âşık olmakta, parmak kaldırmakta, çalışmakta ve... ölmekte. Kendi ölümüne de geç kaldın. Gömüp üstünü örttüler, defter kapaklarıyla, kartonlarla, tiyatro biletleriyle örttüler. Şemsiyelerle örttüler. Öz cenazende seni bekledi herkes, gelmeyeceğini anlayınca cesedini ortada bırakıp çekip gittiler. Gözünü oymaya etçil kuşlar, bedenini parçalamaya çürükçüller, hesap sormaya sorguç melekler gelmedi çünkü bekleyecek vakitleri yoktu, işleri aceleydi, yetişmeleri gerekti. Sencileyin sorumsuzun tekiyle uğraşamazlardı, sen de mecburen yaşamaya devam ettin.