Selam kitap dostlarım. Zülfü Livaneli' den okumuş olduğum ve asla unutmayacağım bu eserin yorumunu paylaşacağım sizlere. Konusu şöyle;
...
İstanbul' un kargaşası içinde sıradan bir yaşam süren İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine doğduğu kadim kent Mardin'e gider. Onun, önce sevdaya sonra ölüme yazılmış, Mardin'de başlayıp Amerika'da sonra ermiş hayatını araştırmaya koyulur. Böylece adeta bir girdabın içine çekilir, tutkuyla ve hırsla gizemli bir kadının peşine düşer.
...
Yoruma nereden başlayacağımı ve yoruma ne yazacağımı hiç bilmiyorum. Bu kitap; Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Ezidi kızı Meleknaz'ın ve daha nicelerinin hikayesi. Livaneli okurları, sevda ile acının iç içe geçtiği bir Ortadoğu gerçeğiyle baş başa bırakıyor.
Kitabın her sayfasında anlatılan o acı dolu olaylar, içimde büyük bir yara olarak kalacak. İnsanoğlu inandığı kendi doğrularında hareket ederken, geride kaç can yandığına dönüp bakmıyor. Bu çok çok acı bir durum. Zulmün anlatıldığı çok fazla kitap okudum ama Huzursuzluk hepsinden farklı.
Bir yanda IŞİD zulmünü çok ağır yaşamış insanlar, bir yanda o insanlara yardım eli uzatmış olan Hüseyin ve o ele sıkı sıkı tutunan Ezidi kızı Meleknaz. Mezhep, din, ırk farklılığı nedeniyle birbirlerini seven iki gencin toplumda dışlanmaları çok iğrenç, kabul edilir bir durum değil. İnsan insana bu zulmü niye yapar ya? Bu kin, bu öfke niye? Çok soruyorum bunu kendime, topluma. Bu kitabı okurken nefesimin daraldığını hissediyorum. Kendi insanlığımdan utanıyorum. Bu kitap bize bir ders veriyor, insan olduğumuzu hatırlatıyor. Ben kendimce öyle yorumluyorum. Söyleyeceğim, lanet edeceğim çok cümlelerim var ama değişen bir şey olmayacak. O yüzden kendinize iyi bakın. Ve mutlaka ama okuyun. Hoşçakalın.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,7bin okunma