Toplumsal kalıplara, alışılagelmiş ahlak algısına ve sistemin dayattığı kurallara son derece iğneleyici ve kışkırtıcı bir dille meydan okuyor. Eser, modern dünyanın başarı hırsını ve işkolikliğini bir tür kölelik olarak görürken, buna karşılık hiçbir şey yapmama özgürlüğünü, yani "aylaklığı" ve anın tadını çıkarmayı yüceltiyor. Alıştığımız o garantici ve uslu hayatın insanı köleleştirdiğini; asıl özgürlüğün ise risk almakta, kuralları esnetmekte ve hata yapabilme rahatlığında gizli olduğunu savunuyor.
Toplumun kutsadığı bağları ve kurumları da acımasız bir dürüstlükle masaya yatıran yazar, tüm bu derin mevzuları son derece dalgacı, iğneleyici ve ironik aforizmalarla anlatmış. Özetle; okuru kendi içsel ikiyüzlülüğüyle yüzleştiren, "Bırak bu kuralları, hayatı biraz da hesapsızca ve kahkahayla yaşa" diyen, zihin açıcı bir başkaldırı kitabı.