Sadece Şeytaın’ın vesveselerini duyuyorsanız - delisiniz. Sadece Tanrı’nın ayetlerini duyuyorsanız - peygambersiniz.
Ama her ikisinin sohbetini bir müddet dinliyor, sonra da kalkıp bir reçelli ponçik yiyorsanız, muhtemelen aklı başında bir insansınız...
-Hakikat?
-Hakikat; içgüdülerimize ve çıkarlarımıza, gündelik beyin kimyamıza ve hormonlarımıza, aldığımız uyuşturucular ve iksirlere velhasıl mekana, zamana ve vaziyete göre çok iyi slalom yapmasını bilen usta bir kayakçıdır merak etme.
-“En kötü kitaplar altları çizilerek okunanlardır,” dediniz. Sizin fısıldadıklarınızla yazılanlar da tam bu türden “kötü” bir kitap oldu.
-Aslında inanaıak söylemedim o sözü. Kendi söylediklerine hele hele kendi yazdıklarına yüzde yüz inanan aptallardan biri değilim Allah’a şükür. Şık bir sözdü dayanamadım fısıldadım. Sözü bu kadar sevmesem bir Öz’e muhtaç olur muydum sanıyorsun? Aforizma edebiyatın salçasıdır. Sadece aforizma yersen kusarsın. Al bunları çal dünyanın üzerine - işte şimdi afiyetle yiyebilirsin. Bu yüzden severim onları.
-Siz aklı başında gibi görünüyorsunuz ama düpedüz delisiniz.
-Yine tam üstüne bastın. Düşünmeye başlıyorsun. Bütün akılcılar gibi bir deli olmaktansa, aklı başında bir deli olmayı tercih ederim. Çünkü akılcılık deliliğin en zararlı; aklı başında olmak ise en keyifli türüdür.
-Siz nihilist misiniz?
-Hayır, ben sadece neyin ne olduğunu bilmiyorum. Bilebileceğimizi de sanmıyorum. Üstelik bilmemiz gerektiğini de hiç düşünmüyorum.