Didem Madak’ın şiirleri, insanı hüzne boğan ve daha önce tanışmadığı acıların sızısını hissettiren buruk bir derinlik taşır. Grapon Kağıtları’nda bu duyguyu fazlasıyla yaşadım. Madak, kendi hayat öyküsünü, küçük yaşta göğüs germek zorunda kaldığı büyük acılarını, hayatın ağır yüklerini, korkularını ve kederlerini şiirlerine öyle ustaca işlemiş ki okurken derinlerde çok kuvvetli bir sızı duyuyorsunuz. Hayatının ağır yanlarını, çevremizde dikkat bile etmediğimiz sıradan nesneler aracılığıyla ele alarak basit sözcüklerle karmaşık duygular tasvir etmiş . Bu tasvirler öylesine içten ki ilk okuyuşumda kalbimde eşsiz yankılar uyandırdı.
Özellikle "Annemle İlgili Şeyler" şiirinde, çok küçük yaşta kanserden kaybettiği annesi için yazdığı şu dize beni çok etkiledi: “Artık bütün üzgün oluşlarımın adı: ANNE!” Yaşamının bu büyük kaybı, şiirlerinde yalnızca bir tema olarak kalmamış , hayatına yön veren bir acı olmuş öte yandan . Ve ne gariptir ki, kendisi de kansere yakalanarak, “Canım kızım, cehaletimden şair oldum… Annesizlikten. Sen sakın şair olma,” dizelerini yazdığı kızına annesizliği miras bırakmış.