Aylin Çap

Aylin Çap
@aylincap
İstanbul Üniversitesi - SBF
45 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·1464 syf.··
2024 6. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2024 23:57
Rüzgar gibi geçen yıllar… 1960-1970’li yıllar arasındaki Amerika’ya ışık tutuyor kitabımız. İç savaş, yeniden yapılanma dönemi, kölelik, cinsiyet ayrımı, toplum baskısı, açlık, verilen binlerce kayıp, aşk üçgeni… Kısaca ne ararsak bulabildiğimiz, geçtiği dönemin tarihi, toplumsal olaylarını inanılmaz akıcılıkta ele alan, tek solukta okunan bir kitap. Kitabı okumuyoruz da o dönemde o insanların arasında yaşıyoruz, onlarla balolara gidiyoruz, aç kalıyoruz, savaşıyoruz sanki. Haliyle de bitirince ben şimdi ne yapacağım dediğimiz kocaman bir boşluk.. “ Bunu şimdi düşünmeyeceğim, bunu yarın düşünürüm :) “ Güney ve Kuzey arasında zencilerin özgür olması, insan hakları, eşitlik adına çıkıyor Amerikan iç savaşı. Yazarımız da bu dönemi o kadar güzel anlatıyor ki. Kuzeyliler Güneylileri zencilere kötü davranmakla suçluyor. Ancak ilerleyen sayfalarda Kuzeylilerin zencileri aslında hiç de düşünmediği, anlamadığı, sevmediği gün gibi ortaya çıkıyor. Asıl amaç fabrikalarında çalıştıracak ucuz işçiler bulabilmek! Ana karakterimiz Scarlett O’Hara. Çoğu zaman kızdıran, bazen kendine hayran bırakan, bütün erkeklerin kendine aşık olduğunu düşünecek kadar şımarık, hayatındaki her şeye geç kalan, tek kurtuluşun çok fazla paraya sahip olmakla olacağını düşünen ve para kazanmak için de her yolu mübah sayan, bütün toplumsal baskılara rağmen “erkek işi” olarak adlandırılan her şeyi yapan, gururu, inatçılığı yüzünden hayatında sevdiği ve onu seven hemen herkesi kaybeden kızımız. Neden aklın başına bu kadar geç geldi ki? Her şeye rağmen kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar okuduğumuz karakter gelişimi etkileyiciydi. Çoğu insan geçmişe takılıp kaybettiklerinin yasını tutarken o savaşın getirdiği bütün yıkımlarla, açlıkla, hastalıklarla mücadele edip geleceğini, sevdiklerini,
Rüzgâr Gibi Geçti (4 Cilt Takım)Margaret Mitchell · Kapra Yayıncılık · 20213,134 okunma
Reklam
Puan vermedi·334 syf.··
2024 3. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2024 14:47
Irkçılık, köle ticareti, Amerika’nın diğer yüzü… Kitabımız Ajarry’nin köle olarak Afrika’da zincire vurulup gemilere bindirilerek plantasyona getirilmesiyle başlıyor. Onun kaderi kızı Mabel’e ondan da asıl karakterimiz olan Cora’ya geçiyor. Plantasyon olarak adlandırılan çiftlikler beyazların sadece ten renklerinden dolayı insanları pamuk tarlalarında köle olarak çalıştırdıkları, işkence ettikleri, tüm insani haklarını ellerinden aldıkları yerler. Mabel'in plantasyandan kaçmasıyla Cora tek kalıyor. Bir yandan kaçıp kurtulmayı başaran tek köle olduğu için gurur duyarak, diğer yandan onu yalnız bıraktığı için annesine öfkelenerek yıllarını geçiriyor. Tecavüze uğruyor, öldüresiye dövülüyor. Bunların tek nedeni ise onlar için tasarlanan düzene başkaldırıyor oluşu. Yaşadığı tüm bu zorlukların sonunda ise ona kaçmayı teklif eden Caesar’ın teklifini kabul ediyor. Asıl hikayemiz de Cora ve Caesar 'ın kölelerin kaçıp kurtulabilmesi için kölelik karşıtı beyaz adamların gizlice inşa ettikleri "Yeraltı Demiroyolu" sayesinde başka eyalete kaçmalarıyla başlıyor. “Sahipleri” olan beyaz adam onları bulması için köle avcısıyla anlaşma yapıyor. Bu avcı aynı zamanda annesi Mabel’i bulmak için tutulan kişiyle aynı. Onu bulamamış olmanın verdiği hırs ve nefretle tüm vaktini Cora’yı bulmaya ayırıyor. Bu kaçış-kovalamaca Cora’nın yeraltı demiryolları aracılığıyla eyaletten eyalete kaçmasına neden oluyor. Kitap boyunca kölelerin beyazların üzerlerine diktikleri gözler altında özgür olma çabalarını okuyoruz.
Yeraltı DemiryoluColson Whitehead · Siren Yayınları · 20171,249 okunma