“Zafer nişanı gibi taşıdığım bir başınalığımı aslında bizzat seçmediğimi, bilakis tamamen edilgen biçimde içine atıldığımı ve sonra da çaresizliğimle baş edebilmek için esas duygularımın aksi gibi davranmaya calistigimi böylece anladım. Ruhumdaki yarılma da, kendime soyledigim bu küçük yalandan, hissettigimi yaşamaktan kaçma telaşımdan kaynaklanıyordu belki.”
“Benim için öfke başka ruh hallerinin çaldığı bir alarmdı ve ötmeye başladığında en çok kendimi delik deşik ediyor, yeri geldiğinde fiziksel acının kudretinden, hiç değilse görülebilen, görülebildiği için pansumanla iyileşebilen yeni yaraların meşguliyetiden medet umuyordum.”
Ev
İnsan yeterince uzun bakarsa, varlığını yutmaya talip olana bile kapılaabiliyor. Kendini ona, onu kendine ait hissedip vücudunda teslimiyetçi erinçler bulabiliyor. Tanışıklığın sahtekar konforu bu.