Çocukken de,genç iken de ihtiyarı içinde taşıyorsun,yaşlanırken de çocuğu.Ancak yaşlandıkça duygusallaşma biçim değiştiriyor. Gençlik duygusallığı öfke,beklenti, başkaldırma, cesaret gibi duygularla iç içe,ama yaşlandıkça duygusallığa acımsı tatlar karışıyor,buruk.Sanıyorum,algıladığım kadarıyla sözünü ettiğin duygusallık,bu buruk, acılı duygusallık.
Öyle anlar oluyor ki yazmaktan utanıyorum.
Yazmadığımda ise (iki yıl sürdürmeyi başardım)İç denge diye adlandırdığım, o kafamda mı,yüreğimde mi olduğunu bilmediğim bir denge bozuluyor ve çevreme karşı kırıcı hatta saldırgan oluyorum.Bunu da hiç sevmiyorum.Yazdığımda,bu,bir ölçüde geçiyor.Belki,yazarken,kendimi kırdığım ve kendime saldırdığım için.