Bembeyaz kâğıtlar beklenmedik sızıları haber verdi. Gamlı, kupkuru günlere uyanmaya başladı dünya. Karanlıklar derinleşti, gündüzlerin korkusu geceye değdi. İhanet, iftira ve kara masallar kuşattı haneleri. Herkese biraz katran bulaştı, çiğin temizleyemediği bir karartıyla yaşamaya başladık.
Dünya aslında bu kadar da parçalanmaya değmeyen bir yerdi. Ama daha uzağa gidemedik. Her bıçak ayağımızın hemen yanına saplandı.
Kesilen yer kanardı.
Ya acısı...
İnce ince sızladı ve aktı.
Anlatılanlar gibi değildi.
Sert bir kaya değildi mesela...
Hiç umulmadık bir zamanda, umulmayan silahla yaralanmıştık artık. Güneş ışıklarının buğusu her eşyayı eskitti ve sararmış yüzlerimizi çerçeveledi.
Göz, sokakların hakiki eğriliğini gördüğünden beri bir çocuğa ait olmaktan vazgeçti.