Gerçeklerden kaçmak için yalana sığınma, sağır ol. Sağır olursan duyamaz, konuşamazsın. Gözlerini sadece sevdiklerine, seni değerli hissettirenlere dokundur...
"Şuan tam olarak delirmek üzereyim, daha önce hiç çıktığı kızlardan bahsetmezdi!"
Kaşlarım çatıldı. "Bunun seni ondan itmesi gerekiyordu."
"İşe yaramadı. Daha çok çekti." Gülümsedi.
"Hadi koçum, göreyim seni! Göreyim pençelerini-" Durdu. Üzerimdekilere bakıyordu.
"Siktir, Liva. Sen cidden eşofmanlarınla buradasın."
Bütün enerjimi söküp almıştı. Ona somurttum.
"Ama sen böyle de seksisin, önemli olan da bu zaten," diye şakıdı ve el çırptı.
"Hem o üstündeki Pars'ın değil mi? Şimdi bir sıfır öndesin. Koş kızım! Çıkar pençelerini!"
Ona boş boş baktım.
"Ne o, Gamze'ye mi âşıksın?"
"Hayır, seni Einstein. Pars'ı o yellozdan kurtarmamız lazım."
"Yelloz mu? O kızın iyi tarafta olduğunu sanıyordum."
"Öyle," diye mırıldandı. "Ama Pars'ı kafeslemeye çalışıyor. Bana yürümeyi öğrenmeden Pars'a koşması hoşuma gitmedi."
Ağzım sonuna kadar açıldı. "Sana yürümeden mi?"
Omuz silkti. "Evet, genelde böyle yaparlar."